Blogger tarafından desteklenmektedir.
RSS

Erik Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı

Bireyin gelişiminde hem sosyal çevrenin hem de biyolojik temeli doğuştan getirilen bazı özelliklerin rolü olmasıdır.
Erikson kişilik gelişiminin biyolojik temellerini “Epigenetik” ilke ile açıklamaya çalışmıştır. Epigenetik ilke; gelişmekte olan herhangi bir şeyin bir planı olduğunu vurgular. Buna göre gelişim, yaşamın belli dönemlerinde, belli kişilik özelliklerinin ardışık bir biçimde ortaya çıkabilmesini olanaklı kılarak ve önceden belirlenmiş biyolojik temellere bağlı olarak gerçekleşir. Bu tıpkı doğum öncesi dönemde, bebeğin farklı organlarının farklı zamanlarda belli bir sıra dahilinde oluşup şekillenmesine benzetilebilir.
Erikson’a göre, insan yaşamı boyunca sekiz gelişim döneminden geçmektedir. Her bir gelişim döneminin kendine özgü farklı gelişimsel hedefleri vardır. Birey her gelişim döneminde farklı bir çatışma ve ya karmaşa ile karşılaşır.

DOĞUMDAN ERGENLİĞE KADAR YAŞANAN KARMAŞA VE ÇATIŞMALAR
1-Temel güvene karşı güvensizlik duygusu
2-Özerkliğe karşı kuşku ve utanç duygusu
3-Girişimciliğe karşı suçluluk duygusu
4-Başarı ve çalışkanlığa karşı aşağılık duygusu

1- Temel Güvene Karşı Güvensizlik Duygusu
Bebeklerin güven veya güvensizlik duyguları geliştirmelerinde; beslenme, ilgi, sevgi, şefkat gibi temel ihtiyaçlarının yeterince ve zamanında karşılanıp karşılanmadığı önemlidir.
Doğumdan bir yaşına kadar süren bu dönemde bebeğin ana-babasının ve bakımını üstlenen diğer kişilerin bebekle olan etkileşimlerinin, bebeğin çevresine güven kazanıp kazanamamasında belirleyici bir rolü vardır
“Çevremdekiler bana bakıyor (ilgileniyor), veriyor, varlığımı tanıyor. Onların sürekli, tutarlı ve aynı kişiler oluşu güvenilir kesinliktedir. Ben verilmeye değer, güvenilir bir varlığım. “Ben bana ne verilmişse oyum” düşüncesi oluşur.
2- Özerkliğe Karşı – Kuşku ve Utanç Duygusu Çocukların özerklik veya kuşku ve utanç duyguları geliştirmelerinde yaptıkları eylemler karşısında aşırı ölçüde kısıtlama ve aşırı ceza görüp görmedikleri önemlidir.

Birinci yaş ile üçüncü yaşlar arasını kapsayan bu dönemde, uygun bir bakım ile temel güven duygusunu edinmiş olan bebek, artık kendi davranışlarının kendine ait olduğunun farkına varmaya başlar. Yürümeyi ve koşmayı öğrenmiş olması artık annesinden bağımsız hareket etmeye başlamasına olanak vermekte ve böylece bebek bağımsızlık duygusu içinde kendi irade ve isteğiyle girişimlerde bulunabilmektedir.
3- Girişimciliğe Karşı Suçluluk Duygusu
Bu dönemde çocuk artık büyüklerin arasındadır ve bahçe,sokak,anaokulu gibi yeni yaşam alanlarına açılır.Kendi başına öğrenmeye başlar;bir şeylerin ardından gider ve merakla inceler.Kendi başına girişimlerde bulunur.Çocuğun bu konuda gelişebilmesi ;girişimlerinin ne denli desteklendiğine ve merakının giderilmesinde ona ne oranda yardımcı olunabildiğine bağlıdır.eğer davranışlarından ve ilgilendiği konulardan ötürü eleştirilirse,bulunduğu girişimlerden ötürü suçlanma eğilimi gösteren bir kişilik özelliği geliştirir.
4-Başarılı (çalışkan) Olmaya Karşı Aşağılık (yetersizlik) Duygusu
Bu dönemde çocuk, yaşantılarından bazı sonuçlar çıkarabilecek biçimde düşünmeye başlar, yetişkinlerin kullandığı alet,araç vb. şeyleri kullanma denemelerine girişir.Sürekli etkinlik durumundadır; bir yapar oluşturur ve ortaya çıkarır.Bunları kusursuz bir biçimde gerçekleştirebilmek için ciddi çabalar harcar.Eğer bu çabalarına karşı çıkılırsa, yaptıklarının değersizliğine inanır ve aşağılık duygularına kapılır.


ERGENLİK VE SONRASINDA YAŞANAN KARMAŞA- ÇATIŞMALAR
5- Kimlik kazanmaya karşı kimlik (rol) bocalaması (Karmaşası)
6- Yakınlığa karşı yalıtılmışlık duygusu
7- Üreticiliğe ( üretkenliğe) Karşı Durgunluk Duygusu
8- Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk


5-Kimlik Kazanmaya Karşılık Kimlik Bocalaması
Erikson’un psikososyal gelişim dönemlerinin son dördü, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık yıllarını kapsamaktadır ve bu dönem yaşanan karmaşaları tespit etmektedir.Bunlardan ilki ergenlik yıllarına denk düşen “kimlik kazanmaya karşı kimlik bocalaması” olarak adlandırılır. Erikson kimlik kazanma ile , bireyin kimliğine ilişkin olumlu bir duygu içinde bulunmasını kastetmiştir.
Ergenlik döneminden kimliğini kazanarak çıkmış olan birey; kim olduğu na, nerede ve nereye gitmekte olduğuna ilişkin gerçekçi görüşler geliştirmiştir ve geleceğe doğru planladığı gibi emin adımlarla ilerlemektedir.
6-Yakınlığa Karşı Yalıtılmışlık
Yaklaşık olarak 18-26 yaşlarını kapsar.Ergenlik döneminde kimliğini bulan kişi bu dönemde artık başkalarıyla yakınlıklar,dostluklar kurabilir.Karşı cinsle arkadaşlıkta,sevgi ağırlık taşır.Gencin yaşamında evlilik ve iş kariyeri önemli hale gelir. Ergenlik döneminde dostluklar sağlam temeller üzerine kurulur. Gencin yaşamında evlilik konuları ve evlenme önemli bir yer tutar. Bu dönemdeki krizi sağlıklı olarak atlatan kişi güvenli bir şekilde sevgiyi verme ve alma gücüne sahip olur. Aksi durumda, başkalrıyla dostluk ilişkisi kurmada güçlük çeken genç, birey için istenmeyen ve sağlıksız olan psikolojik bir yalnızlığa itilebilir.
7-Üreticiliğe (Üretkenliğe) Karşı Durgunluk
Bu dönem orta yetişkinlik yıllarını kapsar. Üretkenlik, sadece çocuk yapma ve büyütme anlamını içermemektedir. Birey için çocukları yoluyla neslini devam ettirmek önemli olduğu gibi evi dışında da gelecek nesillerin yetişmesine rehberlik ederek üretken olabilir. Üretken olmadığında da bir işe yaramama duygusuna kapılıp durgunluk içine girebilir. Bu dönemi olumlu atlatabilmesi için bireyin evini, işini paylaştığı kişilere önemli sorumluluklar düşmektedir. Yetişkin bu dönemde üretken, verimli ve yaratıcıdır. Kişi evi dışında da topluma yararlı işler yapabildiği, kendinden sonraki kuşaklara rehberlik edebildiği sürece üretkendir. Aksi durumda bir işe yaramama duygusuna kapılabilir ve durgunluk dönemine girebilir. Etrafa karşı kayıtsız tavırlar geliştirirler. Sahte, köksüz ilişkiler kurar, kendi doyumunu ve çıkarını öncelikle gözetirler. Ayrıca hep yerinde saydığını düşünerek mutsuz olabilirler.

8-Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk
İleriki yetişkinlikteki yılları kapsar.Bu dönemde birey ya önceki yedi dönemin olumlu birikimi sonucu benliğini tam olarak bulmuş,mutlu, güvenli, sevilen,aranan bir kişi yada önceki dönemlerde çatışmaları sağlıklı olarak geçirmeme sonucu umutsuzluklar içinde hırçın aksi bir insan görünümündedir.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • RSS

0 yorum:

Yorum Gönder